Yazılarımız

Bir kilometre taşı: Yanıyorum Söndürelim mi, Tabi Tabi!

Geçen 6 yılın ardından sevindiğimiz ve üzüldüğümüz çok şeyler oldu. Pandemi süreci, deprem gibi küresel ve ülkemizi ilgilendiren çok önemli günler atlattık. Ama bu hafta öyle bir şey oldu ki iş devamlılığımızı etkileyen ve motivasyonumuzu yerle bir eden bir olay yaşadık.

“Mutfağımızda yangın çıktı.”

Her şey 5 dakika içinde olmuştu, servise henüz başlamadığımız çok erken bir saatte fritözümüz bir anda alev aldı. Ne olduğunu anlamamak ve şaşkınlık arasında müdahale eden personelimiz kısa sürede yangını kontrol altına aldı. Yangın sadece mutfağımıza değil bulunduğumuz binada da bir miktar hasara sebep oldu.

Bu işe başlarken en büyük korkumuz hep birilerinin zarar görmesiydi. Neyse ki kimseye bir şey olmadı ama o günkü üzüntümüz hiç olmadığı kadar fazlaydı.

Her gün önümüze onlarca kötü haber düşüyor, gerek sosyal medya gerek televizyonda. Ama çoğunu belki bir saniyede unutuveriyoruz. Bilgi dünyasında hiç bir haber eskiden olduğu kadar yer etmiyor insanda. Eskiden insanın maruz kaldığı yeni bilgi okuduğu gazete ya da görüştüğü kişilerden edindiği ile sınırlıyken, bugün sosyal medyada tamamını dahi okumaya tenezzül etmediğimiz yüzlerce başlığı bir kaç saniyede geçiyoruz. Kişinin başına gelmediği sürece her hangi kötü bir olayı anlaması ve empati kurabilmesi neredeyse imkansız. Çünkü dışarıdan bakan biri için biz çevredeki yüzlerce işletmeden biriyken, Maya bizim için “biricik”. Göz bebeğimiz gibi yıllarca büyümesi ve gelişmesini izlediğimiz bir bebek. Kan, ter ve göz yaşınının akıtıldığı, ruhu olan bir yer. Büyük paralara sahip, global markaların isimleri altında iş yapan bir yer değil, cebimizdeki son kuruş para ile yaptığımız kendine has bir yer. Onun için üzüntümüz büyük. Bir yandan yeniden işe dönme iştahımız bir yandan çalışanlarımızı madur etmeme çabamız ve yaraları sarmak için olan kısıtlı süremizi verimli kullanmamız gerek.

3 Haziran 2024

Tarihlerden 3 Haziran 2024. Haberi aldığımız gibi dükkana koşuyoruz, gördüğümüz manzara karşısında şoka uğruyoruz. Bu gibi durumlarda insanın doğasında iki tür reaksiyon var. Freeze or Run. Ya donup kalıyor insan ya da kaçıyor. Biz donup kalıyoruz. Herkesin yüzünden hüzün okunuyor. O an işi olan ve olmayan bütün personel toplanmış temizlik yapmaya çalışıyor. Çocuklardaki sahiplenmeyi o an çok iyi anlıyoruz. Herkesin üzeri toz, pislik, kurum.. ama kimse duraksamıyor dahi. Geceyi zor ediyoruz, sanki ertesi güne kadar her şeyi halledebilecekmişiz gibi, zararın bilançosunu kestiremiyoruz. Sigorta şirketimizle görüşüyoruz, elektrik, su, doğalgaz tesisatçılarımızla görüşüyoruz. Sanki 3-4 günde her şeyi halledebilecekmişiz gibi geliyor. Gelen müşteriler dönüyor..

Bir apartman sakini iniyor kavgaya, onunla uğraşıyoruz. Bir yandan içimiz ağlarken. Akşam vakti ortalık sakinleşince çay, kahve müşterimizi geri çevirmeyelim istiyoruz. Mutfağımızın yandığını, şu an sadece çay, kahve verebileceğimizi söylediğimiz bir müşterimiz durumu beğenmiyor ve Google’da 1 yıldız verip kötü yorum yapıyor. İnsanlığımızı sorguluyoruz. Toplumumuzun bu hale nasıl geldiğini..

Günlerden 4 haziran 2024. Üzerine uyuyup uyanınca gerçeklerin biraz daha farkına varıyoruz. 3-4 gün içerisinde burayı ayağa kaldırmak neredeyse imkansız. Tanıyıp tanımadığımız bütün ustalardan, şirketlerden teklifler alıyoruz. Kimi diyor tüm tesisat değişecek, aldığımız fiyatlar dudak uçuklatıyor. Sigorta şirketimizle görüştüğümüzde içimize biraz da olsa su serpiliyor, zararımızı karşılayabileceğimize ve işletmenin yeniden ayağa kalkabileceğini inancımız artıyor. İçimizde büyük bir sıkıntı var. Zayi listesi hazırlıyoruz, 150 kalem malzeme gerek yangından gerek dumandan tamamen kullanılamaz hale gelmiş. Her bir kalem malzemeyi yazdıkça onlar için verilen emek aklımızdan geçiyor ve içimiz burkuluyor. Durumumuzu Instagram’dan paylaşıyoruz, 400-500 kişi geçmiş olsun dileklerini yazıyor. Biraz güç buluyoruz. O sırada kapıdan tek tük giren müşteriler gerisin geri çıkıyor..

5 Haziran 2024 Çarşamba. Kendimizi biraz toparlıyoruz, mutfak personeli Güler ablanın bahçesinde bulaşık yıkıyor gün boyu. Tabak, çanak ne varsa elden geçiriyoruz. Dükkanda sağlam kalan tek San Sebastian ve bir kaç kurabiye dolapta. Ziyan olmasın diye bir kaç kurabiyeyi yiyoruz. Sanki son kez frambuazlı kurabiye yiyormuşuz gibi hissediyoruz. Mutfağımızın kapalı olduğunu duyan müşteriler Franchise mekanlara çeviriyor rotalarını, üzerinde isimlerinin yazılı olduğu bardaklarını almaya.. Donuk tatlılarını mikrodalgada çözdürüp afiyetle yemeye..

6 Haziran 2024 Perşembe. Yakın arkadaşımız Batu, müteahhitlik işlerine hakim, bize destek olmak için duvar, fayans ve boya işlerimize koşturuyor en uygun fiyatı almak için. Güler abla ve Ceren zarar gören ekipmanlar için teklif topluyor, bakıyoruz ki işler bayrama kadar ancak bitecek. Bu durum keyfimizi kaçırıyor, kafamızdaki en büyük soru bu işleri nasıl finanse edeceğimiz. Bir şekilde hallolur deyip planlamayı yapıyoruz. Ertesi gün duvar tadilatı başlayacak, heyecanlıyız. Plana göre sonrasında tesisat işleri ve temizlik. Ceren Arden’i emziriyor, bir yandan Güler ablanın annesinden gelen börekleri yiyoruz. Akşamların kalabalığına alışmışız, boş masalara bakıp hüzünleniyoruz..

7 Haziran 2024 Cuma. Orçun’un doğumgünü, koşturmanın içerisinde küçük bir pasta keselim diyoruz. Ceren, Güler abla ve Oğuz, pasta yerken içimizden nerde o bizim yaptığımız pastalar diye geçiriyoruz. Müyesser abla kısır ve patatesli börek yapmış, onları yiyoruz. Günlerdir sadece hamur işi yiyoruz. Maya açıkken de kilo alıyorduk, kapalıyken de alabiliyormuşuz.

8 Haziran 2024 Cumartesi. Mutfağın duvar işleri neredeyse bitiyor. Güne daha umutlu uyanıyoruz. Güzel günler göreceğimize ve her şeyin yeniden yoluna girebileceğine inancımız tazelendi. Sizlerle buluşacağımız günü iple çekiyoruz. Bayramda görüşmek üzere diyoruz bu kez kapıdan gelenlere.. Biz o güne kadar elimizden gelen tüm gücümüzle çalışıyor olacağız.

İyi bayramlar.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.